palOmaaaarr...
"Eğer zaman tükenecekse, anı anına anlatılabilir bu -diye düşünüyor Palomar- ve her an, anlatılınca, öylesine genleşiyor ki, sonu görülmez oluyor." Yaşamının her anını anlatmaya koyulmaya ve hepsini anlatmadıkça da ölü olmayı düşünmemeye karar veriyor. O anda, ölüyor.
adam son kadehi sek çekiyor of ulan diyor bu nasıl düzen
herşey olmaması gerektiği gibi. gözleri dalıyor uzaklara...
---
Bu oyuna kısa zamanda alıştım.
gün de telefon ederek tehir olup olmadığını öğreniyordum.
birlikte yaşıyordum. Birkaç bekleyişten sonra daha cesur olmuştum. Elimi
hararetle sallıyor, bağırıyor, sesleniyordum. Beni, tanıdıklarından birine
benzetip, bana da el sallayanlar oldu: Bu kadar yolcu içinde, elbette birinin
ahbabına benzeyecektim. Böyle yanılmalar, benden başkalarının da başına
geldiği için vaziyetimde bir sahtelik olmuyordu. Ayrıca, tren gelinceye kadar
en az bir şişe içtiğim için, bu kadar teferruatı düşünerek endişelenecek kadar
ayık da olmuyordum. Trenin gelişiyle birlikte istasyonda birdenbire artan
hareketin seline kaptırıyordum kendimi. Gümrük memurlarıyla da artık ahbap
olduğum için, bana bazı imtiyazlar tanınıyordu. Öyle ya, benim kadar yolcu
karşılayan kimse yoktu. Fakat nedense ben, yakınlarımı perondan göremiyordum;
...
Peki, ya hatası eski bir yanlışlığı düzelttiyse? Dalgınlığı, düzensizlik değil de, düzen getirdiyse? "Belki de satıcı ne yaptığını çok iyi biliyordu -diye düşünüyor, Bay Palomar- bana bu tekeş terlikleri vererek, o pazarda kuşaktan kuşağa aktarılan terlik yığını içinde, yüzyıllardır gizlenen bir aykırılığı giderdin.
toL-๑۩۞۩๑-• altını çizdiklerim..
Çok düşünüyor, düşünürken dalıp gidiyordum. Durmadan ne düşündüğümü soruyorlardı bana. Birilerini, bir şeyleri, bir yerleri diyordum, ama yetinmiyorlardı. Aç köpekler gibi soruyorlardı: Kimi, neyi, nereyi?
Ben de, onu diyordum. O'nu, O olanı. O kimdir diye soracak olduklarında, sizin ve benim tanımadığımız O, bir başka O, herkesin O'su diyordum. Gülüyorlardı tabii. Onların gözünde zararsız bir deliydim.

yıllardır şarkılarıma sığmayan
sen kimsin bana sağır
çağırdıkça kaybolan
beni oyuncaksız bir çocuk gibi
kalbi kırık koyan
durulmuşken süt liman
yine yeni baştan
AYNA -
En ucuza getirilmiş aşk Bedelini bir başkasının ödediği aşktır Böyle bir aşk da ucuzdur doğrusu. Beyaz bir Akdeniz evinin duvarında kanatlarını kaşır...ken Bir insanoğlunun ölümcül bir hareketle Elini kaldırdığı anda O ele yakalanmadan uçup kaçabile...n bir böcek Sinekler… 360 derece görüş açısına sahiptirler Yani biz insanoğlunun tabiriyle arkalarını da görürler Kıskanılacak bir durum olabilir Kim bilir.. Nasıl olurdu Dünya? Arkamızı da görebilseydik. Geri kalmış ülkelerde açlıktan ölmek üzere olan insanların Ağızlarının gözlerinin içinde görürüz onları Gelişmiş ülkelerin sefalet simgeleridir onlar Bir “Ne zaman bitecek bu sömürü?” sorusudur Onlar aklın her zaman işe yaramayabileceği gerçeğinin somutlaşmış örneğidir İnsanoğlu doğadaki en zeki canlı olsa da Bir sinek kadar kolaylaştıramadıktan sonra hayatını bu neye yarar ki Belki de bir sinek kadar mutlu olmak vardı mutluluk diye bir düşünce olmasaydı Eğer düşünceyse yaşam güçse ve soluksa Ve yokluğu ölümse düşüncecin Öyleyse ben mutlu bir sineğim İster yaşayayım ister öleyim…
ICERIKLER (II)
KONUSUYORUZ DESEM KONUSMUYORUZ DA
AYRI AYRI SEYLER DUSUNYORUZ USTELIK
BIRBIRIMIZE BAKARAK
NE SEVIYORUZ NE DE SEVMIYORUZ BIRBIRIMIZI
NE VARIZ NE DE YOGUZ GERCEKTE
IKI LAMBA GIBIYIZ, IKI AYRI YERINDEN
AYDINLATAN ODAYI
DEGILSEK DE YAKIN BIRBIRIMIZE
UZAK TA SAYILMAYIZ BUSBUTUN
GOKYUZUNDE IKI UCURTMA BASIBOS
YANYANAYIZDIR SADECE.
HER CICEK BIR COGULLUKTUR GUNUNE GORE
YALNIZLIK COGULLUKTUR.
SANIRIM BIR GIZ DE YOK BU BERABERLIKTE
EDIP CANSEVER

Kırmızı bir at çizerdim,
Kırmızı bir at,
Bak buda kafası.
'nereden geldim nereye giderdim?'
Buda düşünen kafanın bana sorusu.
'sür beni sarp kayalıklara oradan aşağısı başka yerin konusu'
'ah ' dedi, ' kalbinde bu neyin acısı?'
Dayanamaz kalbim içinden çıkardım
Utanmadan dünyaya tepeden bakardım!
Kimse beni bilmez,
Bilmez beni bilmez,
Bilmez beni kimse, ben hep saklandım
' yanmalısın sönmelisin ruhları incitmeli...
İnanırken yalanlara delirmiş olmalısın!
Ah o kızgın bakışın birde üzgün bakışın
Yüzlerce gülüşün ve anidir düşüşün! '
Üzülmeye gelmez, giderdim aramaya ruhumun parçalarını
Üzerime bir bir dikerdim beni nasıl isterdin?
Tek parça
Yoksun, nedenin yoksa!
Kime güler yüzün?
Kime ağlarsın?
-bi sandalye çek ve otur,
Mumlar var, mumları yak
Anlatacaklarım uzun, uzundur yollar
Ve her ne yöne gidersen git beter gibi sonsuz ama
Yoksun nedenin yoksa!-
Yokum nedenim yok benim!
Kime güler yüzüm?
Kime ağlarım?
Biliyorsan ne duruyorsun?
Yarına kalsam ne umuyorsun?
Ağlarla kaplı hiç bilemezsin!
Her yanım her sözüm her savaşım her yönüm
Öyle zor, öyle zor geliyor ki her yeni gün...
y mori
Saatin ölçebileceği
Herhangi bir zaman parçası yok
Gittiği yeri bilmeyen böcekler gibiyim
Bir oyuğa, oyulmuş bir yaşama
Ne gereği var ki saatin
Balkona çıkıyorum sürekli
Yollar yollar yollar katediyorum sanki böylece
Bir semtin ilk rengini alıyorum
Örneğin Ümraniye'de bir çay bahçesindeyim
Bazan
Anılardan anılara bir yol
En kanlı sahneleri
Sen yapmadığına göre
Ben işlemeliyim bu cinayeti
Yoksa ne öleceği var
Ne gömüleceği
Ama aslında o bir ölü
Kokusu beni sürekli rahatsız ediyor
Başım ağrıyor bazen
Bazen kalbime vuruyor
Kedi ölüsü var yatağımda
Uyuyamıyorum
Kokusu çok yoğun
Varlığı çok can sıkıcı
Öldüğünün farkında bile değil
Boğazında hala balık kılçığı
Kanını görmeden inanmayacak öldüğüne
ve itiraz edecek
gömmek istediğimde
Yani sen yapmadığına göreal
Ben işlemeliyim bu cinayeti . ..alıntı
Bademlerden Say Beni / Paul Celan
say acı olanı, uyanık tutanı say,
beni de onlara kat:
gözünü arardım hep, gözünü açtığında,
sana kimselerin bakmadığı bir anda,
örerdim ya o saklı, o gizli ipliği ben,
ki onun üzerinde tasarladığın çiy'in
testilere doğru kaydığı bir zamanda,
yüreğe varamamış öz bir sözle korunan.
ancak böyle varırdın adına, senin olan,
o şaşmaz adımlarla kendine yürüyerek,
savrulurdu çiçekler sanki bir çan kulesi
boşluğundaymışım gibi senin suskunluğunun.
ölmüş olan o şey senin koluna girer
ve işittiklerin de seninle birleşirdi,
üç olup giderdiniz geceyi katederek.
beni de acı yap, acı yap beni.
bademlerden say beni.
Çeviri: Ahmet Necdet - Gertrude Durusoy
''Yazmasaydım unutup gidecektim belki, çoğunu... Oysa şimdi geviş getirip duruyorum. Şu 'aracı olmak', 'araç olmak', 'bir oyunun taşı, ya da taşları olmak'...
...İşin tümü bir oyun belki, ama bu oyundaki taşlardan biri, yalnız biri, ben, neyi oynadığımı bilmiyorum. Oyundaki yerimi bilmek şöyle dursun, birilerinin beni oynatıp oynatmadığını da kestiremiyorum.
Ölümden de kaygılandırıcı olan, dönülmez olan durum, bu muydu acaba?''
Daha sonra bunların da yetmediğini öğrenmişti..." bk
BİTİŞ

Ester'in söyledikleridir
Ve gelsin ve geçsin bütün sözlerim
Gelsin ve geçsin..
Ester'in söyledikleridir
İnsanların içinden
Kendim olup taşayım
Ester'in söyledikleridir
İnsanlara uzaklık vurma
Ama herkes ki kendisi olsun
Sonra herkes kendisi olsun
Bir gün herkes kendisi olsun
Ester'in söyledikleridir
Dünyada bakınıp durma
Bütün ol ve ayrı tut ki kendini
Zaten öyledir
Çünkü öyledir.

MARGUERITE DURAS
Ölüm Hastalığı, 1982 tarihini taşıyan bir Duras metni: "Sevdiğini öldürecek gibi olma duygusunu, onu kendinize, yalnız kendinize saklama, bütün yasalara rağmen, bütün ahlaki baskılara rağmen onu alma, kaçırma isteğini duydunuz mu? Hiç bu isteği duydunuz mu? der.Hiçbir zaman, dersiniz."

''bütün yalnızlıklarınızın ilencikorusun çoğulluklarınızıcinnet koyun erdemin adınımaskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltınhepiniz mezarısınız kendinizin...''
ZELDA n.m.
en yakın dostlarımın birer birer
vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların
ölümünü gördüm, ama kimse
inandıramaz beni öldüğüne Senin
sanki bir adam hep yürürdü yollarda
evimin önünde ayağını silerdi paspasa
kapımı açardı gümüş bir anahtarla
sanki hep gelirdi, sevişirdik bazen
...
GİDEMEYİŞ
Yaz çarçabuk geçti
Hepsi tekrar tekrar geçtiler
Bu bana uzun geldi
Gün güne taşındı, yıl yıla
Gitmedim, gidemedim..edip
Sylvia Plath

ölmek
bir sanattır, herşey gibi.
özellikle iyi yaparım.
bir ölürüm ki, cehennemden gelir gibi olurum.
bir ölürüm ki, adeta hakikaten olurum.
sanki gider gibi bir davete.
bunu yapmak çok kolay bir hücrede
ölmek ve kımıldamamak
ölüyü oynadığım tiyatroda sıranın gelmesi gibi
güneşli bir günde geri gel
aynı yere, aynı yüze, zalim
eğlenen çığrışlara:
'Ve bu defter Pavese'nin yanında bulundu bir akşamüstü. Midesine doldurduğu haplardan kurtaramadılar onu.Ben Italo Calvino son satırını yazmak istedim, bana söylediği bütün güzel şeyler için...
Ölüm bu olsa gerek, bir insanı özlemek.'
ben bütün bunların dışındayım.
Ölüm hastalığı..
hiçbir zaman dersiniz..Hiçbir zaman dönmeyecektir..
Gittiği gece bir barda hikayeyi anlatırsınız..
Önce anlatması olanaklıymış gibi anlatırsınız.
Sonra böyle bir şeyin olması olanaksızmış gibi yada
bunu sizin uydurmuş olmanız olanaklıymış gibi gülerek anlatırsınız.
bütün hikayeden sözcükler kalmıştır yalnızca.. neye yakalandığınızı söyleyen o
sözcükler:Ölüm hastalığı..
sonra vazgeçersiniz aramazsınız .. .. ne şehirde , ne gecede , nede gündüzde...
Böylece yine bu aşkı sizin için
Olabilecek tek şekliyle yaşaya bildiniz,
Başınıza gelmeden kaybederek..M. duras
Julio Cortazar -
“Cortazar okumayanlar kara bir yazgıya mahkumdurlar. Onu okumamak ciddi, görünmez bir hastalıktır.” .hayatın incelikli eylemlerini düşünün, kısacık bir an için de olsa
"bir kapı tokmağını çevirmek" gibi...
ya da sapsarı kokan bir kitabın sayfasını...
"küçük bir kaşığı iki parmağının arasında sıkmak ve metalin atışını, kaygıya düşüren uyarısını duymak" gibi...
ya da usulcacık kavranan kaşığın çay bardağı içinde inceden çınlayarak salınması...
yoksa bir kol saatini kurmak mı?
julio cortazar,
Sabah. Yüzümü pudraladım___biraz___
Dudaklarımı belli belirsiz boyadım
Bu dünyada kimseler yokmuş gibi birşey oldum--kısa bir süre
Merdivenleri ağır ağır indim
İyi günler dedim kendi kendime
Karşılıklı iki boy aynasının arasından süzülüp geçtim.
O küçük meyhaneye girdim--- yokuşun sonundaki---- Eteğimi düzelttim, oturdum Saçlarımı arkaya ittim Bluzumun bir düğmesini açtım--- öyle--- Tezgahtaki ufacık bir lekeyi sildim ---Aramızdaki aşk Yaşıyor kendi kendine Diye düşündüm boş masalara bakarak---
Bir bardak bira istedim...
eDip CanSEver.
hayalet Oguz Hayalet pisi ...

''Hiç kimseye ve hiç bir yere aiit olmamış, bu dünyanın belki de tek gerçek yalnızıdır.''
hayata hep yaban kalacağız.
Birimiz diğerine
ve her birimiz kendisine.
Senin konuşacağın
ve benim seni dinleyeceğim güne değin.
Sesini sesim sanarak.
Ve karşında durduğum güne değin.
Bir aynanın karşısında duruyormuşcasına. Halil Cibran..
Uyandım.Demin.Beyaz veGün saçaklı perdelerimi açtım.Günaydın
Merdivenleri indim
Ağır ağır indim,düşümdeki kendimi
Geride bırakarak
Dünyada herles uyuyor gibi birşey oldum
Sanki bir yaz dinlencesinde sıcak bir öğle vakti
Gibi birşey oldum
Salona girdim kimseler yoktu
İki boy aynası arasında bir süre durdum
Önüme arkama baktım -- bakmamın gölgesiydim ben--
Kapıyı
İterek açtım.Günaydın...

Gözüm duvardaki saatlere takılıyor gereğinden fazla diyorum içimden bir bar için.
Sonra bir kaçının çalışmağını görüyorum. Hasta görünüşlü olduğundan yaşlı uzun saçlı barmene durmuş diyorum gülümsüyor durdu diyor..böylesi iyi
Bir masaya oturuyoruz sağ tarafta büyükçe bir ayna kalabalık sigara dumanı loş bir mekan ..
Bir sus geliyor. Susuyorum .bakıyorum etrafıma insanların yüzlerine bir anda sesli düşünüyorum aynı aynı onun anlattığı gibi.
Kahkahalar arasında masa susuyor. Yüzüme bakıyorlar .
Kitaptaki gibi diyorum.bir kış gecesi eğer bir yolcu…..kimse anlamıyor.
Yine aynaya yansıyor tüm Gerçek yüzler ve oyunlar ..
‘’YILLARDAN BERİ KENDİ HAYATIMA VE AĞZIMA YAPIŞAN HİÇLİK TADININ ONDAN BULAŞTIGINI DÜŞÜNÜYORUM . VE BENİ ONUNLA TANIŞTIRTIGI İÇİN ONA MİNNETDARIM ..
PİSİ
bir kış gecesi eğer bir yolcu - calvino
o adamın adı ''ben '' ve ona ilişkin başka bir bilgiye sahip değilsin,
aynen bu istasyonun adının sadece '' istasyon'' olması ....
Saate bakmanın bir yararı yok.Beni karşılamaya gelen biri olduysa bile çoktan çekip gitmiştir..olmamış olması gereken birşeyin öncesindeki ana döneceğiz diye saatleri ve takvimleri geri döndürme takıntısına kafa yormanın manası yok..
Hala birilerinin gelip beni sorması olasılığı olduğu için buradan ayrılmam pek temkinli bir davranış olmaz.
ne varki bu koca bavulla başka insanlara görünmemde pek akıllıca değil...
İşte ben şimdi, ne burada ne başka bir yerde olmayı deneyimliyorrum.
bu insanların hiç biri benim zihnimden gecen düşüncelerle meşkul değil...
VE BEN BAR AYNASININ BU YÜZ HATLARININ DERİNLEŞMESİNE, SARKMASINA İFADELERİNİN AKŞAMDAN AKŞAMA ÇÖKMESİNE YADA ŞİŞMESİNE TANIKLIK ETTİĞİNİ ANLIYORUM.

...
Niye ölmemeli öyleyseYaşamak mutlu bir devinimse.
Ölüsünü bekliyor Ruhi Bey
Bir yanda Ruhi Bey bir yanda ölü
Ve görmemek ister gibi ölüyü
Oturmuş bir iskemleye.
Ben ki bir ölüyü beklemekle geçirdim geceyi
Bir ölüyü ve ölünün bütün inceliklerini.
Çelenklerimizle geldik, yoktunuz
Ara sokaklarda, pasajlarda aradık, yoktunuz
Meyhanelere baktık, otellere sorduk, yoktunuz
Nerdesiniz, Ruhi Bey? e.c.

Ey, öyleydi o!
kedilik kafesinde yaşardı
kötülük denli gerçekti
dünyaya karşı güler, gülerdi.
pembe sevgili
deliliğin oyuncak odasındaydı.
sanat denli kurmaca gözyaşlarıyla
ağlar, ağlar dünyaya karşı. N.M....
Neden Bilmem - siyah siyabend
Neden bilmem, zor bu dünya, yaşamakla uğraşmak
Neden bilmem,dostumuzun seyrimizden tatmaması
Neden bilmem,yüreklerimizi bir iğnenin iplikten geçişi gibi saran bu sevdalar
Ben gelecekten korka korka dönen bir mutluyumDünyanın bu küçük sesini işit
Bak,bir dalı,bir örtüyü,bir denizi tutan ellerime
Nanelerden,ıtırlardan,ıhlamurdan gelen
Anlayamadığım sevgililik Var ya
Yani uzaktan yüzünü bile seçemediğin birinin
Adı en sevdiğin şairin adıyken


orda kediler sırt üstü uyuyor :) nasıı mutlular ve güvende :) 











